DAĞTARLA KÖYÜ HAKKINDAKİ BU DEĞERLİ BİLGİLERİ BİZLERLE PAYLAŞAN RIFAT ADIGÜZEL E ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ.
Tarihçe
Eskiden Köyün adı Çiyni diye söylenirdi. Türklerden önceki dönemlerde burada hıristiyan Rumlar yerleşmiş ve medeniyet kurmuştur. Buna delil Köyün güneyinde 600 m. Uzaklıktaki kilise harabeleriyle(yaylapınarı mevkiinde) ve köyün bitişiğindeki Maşat mevkiindeki hıristiyan mezarlığıdır. Rumlardan sonra köye gelen ve köyü yeniden kuran oğuz Türkleridir. Hatta oğuz boylarından Çepni boyu buraya yerleşmiştir. Celali isyanlarına ve diğer eşkıya soygunlarına dayanamayan Köylüler Karacaören beylerine sığınmışlar ve göç etmişler. 1950-60’lı yıllara kadar arazilerini işlemek amacıyla günü birlik köye gelip gitmişlerdir. Daha sonra büyük bir çoğunluğu arazilerini satmış ve şu anda arazinin tamamına yakını Köylülerce işletilmektedir.
Bu arada Türkmen boylarından olan çiğil boyundan üç sülale(Hacı oğlu, Kenteroğlu ve Çiğni özü oğlu-cinuzoğlu-) sürüleri ile gelip Köye yerleşmişlerdir.
Çiyni diye anılmasının sebebi:
Birinci neden Köye gelenlerin çigil boyundan olmasıdır. Zaman içinde çigil telaffuzu bozularak çiyni şekline dönüşmüştür. İkinci neden civarda en çok çiğ düşen yerin burası olmasıdır. Hatta taşyakası (Taşkaracalar, Dumanlı. Demirciören v.b.) köylüleri köye çigilli derler. Üçüncü neden ise Karacaören’e(Kurşunlu) göre daha yüksekte yani omuzda olmasıdır. Eski türkçede çiyni omuz manasına geliyordu.
Coğrafi Konumu:
Köy Dumanlı Dağının kuzey eteğinde Kurşunlu’nun 6 km. batısında E–80 karayoluna 2 km. mesafede düz ve verimli bir vadide kurulmuştur. Bu –u- vadide bu civardaki tahılların en kalitelisi üretilmektedir. Vadinin kuzeyi ve güneyi tepelerle çevrilmiş olup Çerkeş’e kadar düzlük olarak devam etmektedir. Ayrıca doğu yönüde kapalıdır. Ovayı çevreleyen bu tepelerle sayıları binlerle ifade edilebilecek aluç ve ahlat ağaçlarıyla doludur.
Güneydeki Dumanlı Dağının yüksekliği 1600 m’dir. Köy yerleşim alanının da bu rakım 1230’ dur. Köyün güneyindeki kiliseyi eski Köylüler yıkıp bu yapının taşlarıyla bugün dibek başı diye anılan yere ilk camiyi yapmışlardır. Bu sebepten olacak ki buranın kuzeyindeki tarlaların mevki adı cami arkası diye anılır. Kiliseden çıkma beyaz bir sütun da halen okulun bahçesinde dikili olarak muhafaza edilmektedir. Ayrıca hamam yolu üzerinde mezarlık yakınında köyden geçen eski kervan yolu üzerinde Milen taşı-ısıtma taşı denilen kervan yollarına konulan T şeklinde taştan bir sütun halen durmaktadır.
KÖYE YERLEŞMELER:
Köye ilk yerleşenlerden Hacıoğlu(Mehmet) tarafından hicri 1279(m.1862) yılında Köye misafir odası yaptırılmış. Yapılış tarihini halen oda kapısının üzerinde bulunan taştan anlıyoruz. Üç aile(Hacıoğlu, Kenteroğlu, Çiyniözü oğlu) ile yeniden kurulan Köy zamanla yeni gelenlerle 30 haneye kadar çıkmıştır. Köye bu ailelerden sonra ilk gelenler Çerkeş’in Avşar köyünden gelen külcülerdir. Koyun otlatma amacıyla gelmişler ve Hacıoğlu’nun sürüsünü de sevk ve idare etmişlerdir. Hacıoğlu onların bu güzel hareketlerini boş çevirmemiş ve arazisinden araziyle kendi evine yakın bir yerden de ev yeri vermiştir. Daha sonra Karadeli oğlu Halil Ağa İğdir Köyünden gelmiş ve yerleşmiştir. Derken Karacaören’den bugünkü Erdoğan ailesinin dedesi Kel İsmail gelmiştir. Daha sonra komşusu Osman Efendi de (Hava kızın babası) Karacören’den Köye gelenler arasında yer almıştır. Yine Karacaören’den Cananların İbrahim gelmiş O da Erdoğanların yakınına yerleşmiştir. Yine bunların yanına Gültekinlerin dedesi olan rap adıyla anılan Mehmet ağa gelmiştir. Aynı sıraya Çerkeşin Kabak Köyünden Bekir ailesinin dedesi Bekir ağa gelmiştir. En son olarak da Karacaören’den Ahmet ağagil sülalesinden Cin Ali adıyla anılan Ali ağa yaylacılık yapmak üzere Köye gelmek istemiş ve bu dileğini Köylülere iletmiş. Azlık olan Köylüler bir şartla onun bu isteğini kabul ederler. O’na derler ki: “sen zenginsin. Bizim camimiz yıkılıyor. Köye bir cami yaptırırsan Seni Köye koyarız.” O da Köylülerin bu dileğini kabul eder. I.Dünya Savaşından önceki yıllarda Köyün Camii eski yerinden kaldırılıp köyün ortasına inşa edilir. Bu arada eski camide kullanılan kilisenin taşlarını da köşe taşı olarak kullanırlar. Nihayet cami tamamdır ve Ali ağa da kalabalık olan ailesiyle beraber(Arslanlar) Köyün güneyinden geçen derenin üstüne yerleşir.
KÖY CAMİİNİN YAPILIŞI :
Cami geçirdiği depremlerin de etkisiyle 1950’lerin sonuna doğru iyice eskir. Köylü 1960 yılında yeni bir cami yaptırmaya karar verir. Köy ileri gelenleri ve Muhtar Ahmet ÇELİK ile Köyün kendi içinden yetiştirdiği Hüseyin Usta(UYSAL) modern mimariye uygun ve depreme dayanıklı, sağlam temelli ve yontma taş duvarlı bir cami yapmak için kolları sıvarlar.
Köy halkı çevrede eşi görülmemiş bir cami yapmak için imece kararı alır. Gücü yeten her köylü bu imeceye canla başla katılır. Caminin ustası ve mimarı Hüseyin UYSAL köyde duvar örmeyi ve taş yontmayı bilenleri de yanına alarak tüm köy gençlerine taş yontmayı ve duvar örmeyi en güzel şekilde öğretir. Hatta yontmada kullanılacak alet ve malzemeleri kurdukları ocakta sivriltip burunlayarak çalışanların ellerine verir.1960 yılında gayretli bir çalışmayla inşaata başlanır.
Caminin kitabesine şu dörtlük nakşedilir:
Köylü halkı birlik oldu çalıştı
Canla başla Yaptı tesisi yontma taşla
Yeni gelen ve gelecek olan nesiller bu ölümsüz eseri
Köyümüze kazandıranları her zaman hayırla yad edecektir.
Allah hepsinden razı olsun.
Eski camide bulunan eski kiliseden alınma köşe taşları caminin hemen altında bulunan çamaşırhanenin köşelerinde kullanılmıştır.
KÖYDE EĞİTİM-ÖĞRETİM ÇALIŞMALARI
Köyde eğitim öğretim çalışmaları Karacaörenli kör imam lakaplı Mehmet SENCER adıyla anılan imamın köye gelmesiyle başlamıştır. İmam ilk Köy Mektebini açmış köy çocuklarına birinci cihan harbi yıllarında Kur’an-ı Kerim okumayı ve Dini Bilgileri öğretmiştir. İstiklal Savaşının bitiminden sonra Hacı Müderrisin öğrencisi, Kurşunlu’daki Ak Ağanın oğlu olarak bilinen medrese mezunu ve istiklal savaşı gazisi Ömer AKAR imam olarak Köye getirilir. Ömer AKAR imam iken yeni harflerin öğretildiği kurslara da katılarak yeni harflerle de okuma yazmayı öğrenir. Yıl 1928’dir. İmam büyük bir hevesle köy çocuklarına dini bilgilerin yanında Kur’an-ı Kerim okumayı kız-erkek bütün Köy çocuklarına öğretir. Erkek çocuklara yeni harflerle okumayı ve yazmayı öğretir. Bu işi Aralıksız 1950’li yıllara kadar yani Köyde ilk resmi ilkokul açılıncaya kadar yılmadan sürdürür.1940’lı yıllarda devlet köylerde eğitmenli okullar açar. İmam da eğitmenlerin okuttuğu 1.,2.,3. yıl kitaplarını çocuk velilerine getirttirerek köy mektebinde okuturdu. Köyde birçok kişi okuma yazmayı imamdan öğrenmiştir.
Ömer imamın okuttuğu köy gençlerinin hepsi de okuryazar olarak askere gitmişlerdir. Bu sayede çok az kişinin okuma yazma bildiği o yıllarda jandarma olarak başarıyla jandarmalık yapmışlardır. Diğerleri de çavuş-onbaşı olmuşlardır. Askeri şoför olmuşlardır. Şehirlere giderek iş güç sahibi olmuşlardır.
DAĞTARLA KÖYÜNÜN ŞEHİT ve GAZİLERİ
1- Arabacının kardeşi Hüseyin Uysal Çanakkale’de şehit oldu(Uysalların dedesi)
2- Kasım Külcü Yemen’de 7 yıl askerlik yapıp geldi. Geldikten 2 yıl sonra da öldü.
3- Hacı oğlugilin Ahmet, Cihan Harbine katılıyor 7 sene savaştıktan sonra köye GAZİ olarak geliyor ve 18 gün sonra köyde vefat ediyor.
4- Yusuf Hacıoğlu Çanakkale de şehit oluyor
5- Mehmet Coşkunun babası cinoz oğlu Kerim Çanakkale’de şehit oldu.
6- Cinozoğlu Rıfat Çanakkale’de şehit oldu.
7- Sadık Adıgüzel(Sadık Çavuş) Kurtuluş Savaşına katıldı. 26 ağustos 1922 Büyük Taarruzda Türk Topçusuna ateş tanzimi yaptırdı. Gazi olarak Köye döndü.
8- Hakkı Kara Cihan Harbine katıldı. Bağdat cephesinde İngilizlere esir düştü. 4 yıl Hindistan’da esir kaldıktan sonra Köye gazi olarak döndü.
9- Bekir Erdoğan Kurtuluş Savaşına katıldı. Gazi olarak Köye döndü.
10- Cananların Arif Çanakkale Savaşına katıldı. Savaşta Şehit oldu. Arif Canan’ın dedesi
11- Eski Muhtar Ahmet Çelik’in babası Kapaklı’dan Çelebi oğullarından Osman Çelebi Kurtuluş Savaşına katıldı ve şehit oldu.
12- Hasan BEKİR’in amcası Süleyman BEKİR İstiklal Savaşına katılıyor. Yunanlılara esir düşüyor. Bir süre Yunanistan’da kalıyor. Hatta Yunanistan’da bir türk kızı ile evleniyor. Harpten sonra eşini ve 2 çocuğunu bırakıp gazi olarak Köye dönüyor.
13- Hüseyin ARSLAN’ın babası Arif Çavuş İstiklal Savaşına askeri talimgâhta katılıyor. Yedek subayların yetiştirme birliğinde çavuşluk yaptıktan sonra gazi olarak Köye dönüyor.
14- Mahmut Adıgüzel’in dedesi cinoz oğlu Mahmut, Çanakkale Savaşına katılıyor ve şehit oluyor.
15- Cinoz oğlu İzzet’in oğlu Şevket Çanakkale Savaşına katılıyor ve Çanakkale’de şehit oluyor.
16- Balkan harbine gidip şehit olan (Numan ağanın)babası Kenteroğlu Hamdi'
17- 1950’de çıkan Kore Savaşına Türkiye asker gönderiyor. Kore’ye giden Türk askerinden 5000 tanesi şehit oluyor. Köyden de Kore’ye giden Hüseyin Arslan gazi olarak Köye dönüyor.
Derleyen : Rıfat ADIGÜZEL